Siyasette yeni bir döneme mi gidiyoruz?

Siyasette yeni bir döneme mi gidiyoruz?

Siyaset arenasında bir kez daha erken seçim söylemleri gündeme oturdu. Türkiye’de geçmiş itibariyle 8 kez erken seçim yapılmış ve bir kez de seçimler yenilenmiştir. Hatırlarsanız çok değil ülke olarak 24 Haziran’da da bir erken seçim için sandık başına gitmiştik. Dolayısıyla bu ülkede erken seçim için “mümkün değil” yorumlarına asla itibar etmiyorum.

Baskın seçim olursa CHP, İyi Parti’ye verdikleri desteği verecekmi?

Tabii eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Genel Başkanlığını yaptığı Gelecek Partisi ile birlikte kurularak siyaset arenasına dahil olan yeni partilerin ülke siyasetine katılması ve bu partilerle birlikte oluşan heyecanın ardından, geçtiğimiz günlerde bir gazeteye demeç veren ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun “Eğer baskın seçim olursa İyi Parti’ye verdikleri destek gibi Davutoğlu ve Babacan’ın kurduğu partilere de grup kurmaları için destek verebileceklerini” söylemesi, birde erken seçim söylemleri de güçlü bir şekilde vurgulanınca cumhur ittifakı özellikle bu heyecanı ve dip dalgasını önleme adına bir başka tartışma ile siyasi partiler yasasının değiştirilmesini gündeme getirdi.

Oysa 1983’te kabul edilen Siyasi Partiler Kanunundan bugüne kadar 29 kez değişiklik yapıldığınıda unutmayalım. Haliyle, 12 Eylül sonrası hazırlanan yasanın ruhu değişmediği için hâlâ gündeme geliyor.

Seçim sistemi ve dokunulmazlıklar

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasından birkaç gün sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli siyasi partiler yasası, seçim yasası başta olmak üzere bazı kanunlarda ivedilikle değişiklikler yapılması çağrısını dile getirdi. Özellikle Bayramın birinci günü de bunu tekrarladı. AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da değişiklik için komisyonlar oluşturulduğunu açıkladı. Seçim sistemi, dokunulmazlıklar ve siyasi etik bahsinde de bazı değişiklikler masada.

SAADET PARTİSİ, DYP ve ANAP’dan transferler

Konuyu yeniden gündeme getiren MHP, siyasi partilerin ve yönetim kadrolarının her kademedeki faaliyetlerini etik esaslara bağlayacak bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini savunuyor. Öyle anlaşılıyor ki mecliste grup kurma şeklinde ya da buna yönelik transferlerde belirli koşullar/kısıtlamalar getirilmek isteniyor. Tabii tüm bunlar konuşulurken AK Parti iktidarının 2001 yılında o dönem parlamentoda bulunan bağımsızlardan, Saadet Partisi, DYP ve ANAP gibi partilerden yapmış olduğu milletvekili transferleri ile 51 kişilik grup kurarak TBMM’de çalışmalara başladığını da unutmayalım. Ayrıca daha dün İYİ Parti Antalya milletvekili Tuba Vural Çokal’ı da AK partinin kendi saflarına kattığını da unutmayalım, ki bu hususta milletvekili transfer şampiyonu AK Partidir desek abartmış sayılmayız.

Genel kanaatimiz her partinin mecliste temsil edilmesiyle demokrasinin daha da güçleneceği düşüncesindedir. Unutulmamalıdır ki demokrasi bir çoğulculuk rejimidir, çoğunlukçuluk değil. Görüş ve düşünceleriyle, program ve tüzükleriyle, iddia ve vaatleriyle siyasi partiler milli iradeyi oluşturan parçaların parlamentodaki temsil makamlarıdır.

Aslında siyasi partiler yasasında değiştirilmesi gereken daha önemli maddeler vardır. Bu tartışmalar başlamışken tüm partilere önerimiz, parti içi demokrasiyi tıkayan, temsilde adaleti sarsan esas maddelerin değiştirilmesinin gündeme getirilmesidir. Gerçekten siyasi partiler ve seçim yasaları ülkenin ihtiyaç duyduğu şekilde değişse, inanın siyasette yeni ve herkesin soluk alacağı bir dönem başlar.

Selam ve dua ile

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: