Kemal Kılıçdaroğlu: Müslümanız diyenler yolsuzluğa ses çıkarmıyor

0

CHP Lideri Kılıçdaroğlu Maltepe Ekonomik Forumu’nda konuştu. Müslümanız diyenlerin yolsuzluğa karşı duyarsızlaştığını söyleyen Kılıçdaroğlu, yolsuzluktan hesap sorulmaması için hukuki altyapının oluşturulduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarından satır başları şu şekilde:

“Eğer bir ekonomi kurumsallaşmışsa sıfırdan yeni başlangıçlara gerek yok. Sıfırdan yeni başlangıçlar için kullanılan bir cümle var: Yeni bir beyaz sayfa açacağız. Çünkü; kullandığımız sayfa o kadar çok kirlendi ki yeni bir sayfa açmak zorundayız. Soru ne: Sayfayı kirletenler kimler? Eğer siyaset kurumu görevini yapabilselerdi yeni sayfa açmak zorunda kalmayacaktık.

Tek başına iktidar olanların bir süre sonra siyasetten çekildiğini görüyoruz. CHP dışında iktidar olduktan sonra varlığını sürdürebilen bir parti neredeyse yok. Bunu da sormak lazım. Biz bu siyasal yapıyı böyle sürdürecek miyiz?

“HUKUK SİSTEMİMİZİ DARBE HUKUKUNDAN ARINDIRMALIYIZ”

Sadece siyasi partiler yasası değil, bütün yasaların darbe hukukundan arındırılmasını istiyoruz. Anayasa da dahil. Avrupa standartlarında bir demokrasi istiyorsak hukuk sistemimizi darbe hukukundan arındırmalıyız.

“SİYASAL İKTİDAR ŞU ANDA ÇIKMAZA GELDİ”

İnşaat sektörünün ve tarımın verimsiz olduğu anlatıldı akademik kaynaklar tarafından. Neden siyasal iktidar 17 yıldır inşaat sektörünü kutsadı. Bu sorunun yanıtını siyasetin finansmanında aramamız gerekiyor. Eğer rant siyaseti finanse ediyorsa o zaman siyasal iktidarın bunu desteklemesi gerekiyor. Nereye kadar: Çıkmaz noktaya gelene kadar. Siyasal iktidar şu anda çıkmaza gelmiştir.

Toplum neden yolsuzluklar konusunda duyarsız hale geldi. Öyle bir yere geldi ki toplum devlet başkanının yolsuzluklardan pay alması bile makul karşılanmaya ve bu konularda kanun yazılmaya başlandı.

“TOPLUM YOLSUZLUĞA KARŞI DUYARSIZ OLMAYA BAŞLADI”

Aslında yasaya bile gerek yok. Ben yaparım diyor. Örnek mi istiyorsunuz? Tank Palet Fabrikası. Satılmadı, kiralanmadı, çünkü bunların değeri var. Ne oldu? 25 yıllığına bedavaya verildi. 5 kuruş alınmadı. Kimin parası? 82 milyonun. Toplumda kim duyarlı. Müslümanız diyenler var. O zaman yolsuzluk, kul hakkı yemek ne demek kardeşim?

17 yıllık süre içerisinde yolsuzluklardan hesap sorulmaması için hukuki altyapı oluşturuldu.

İnşaatta rantı yaratan büyük ölçüde kayıt dışılıktır. Tapu kayıtlarında yer alan değerlerin yüzde 90’ı doğru değil.

“ÜNİVERSİTELERİN BİLGİ ÜRETMESİ NEREDEYSE YASAKLANDI”

İstihdamda kayıt dışını önlemenin en iyi yolu sendikalaşmadır. Ama bu durum Türkiye’de yok. AR-GE’lerden söz edildi. AR-GE’ye daha fazla kaynak ayırmanın önemli olduğu söylendi. Bunu hepimiz biliyoruz. Kaynak ayırmayan siyasi iradedir. İnşaat gibi beslendiği bir kaynak varsa, neden AR-GE’ye kaynak ayırsın. Acaba gerçekten Türkiye’deki 100’ün üniversite, gerçek anlamda üniversite midir? Üniversite bilgi üretmezse, katma değeri yüksek ürünü nasıl üreteceksiniz. Üniversiteler bilgi üretiyor mu? Neredeyse bilgi üretmesi yasaklandı. Farklı düşünen akademisyeni eğer siz KHK’larla atıyorsanız, o üniversite nasıl bilgi üretecek. Öğrenciler eylem yaptı diye orası düşmanlaştırılıyorsa oralar nasıl bilgi üretecek. Bunları hep birlikte düşünmeliyiz.

“BU ÜLKEDE BAĞIMSIZ YARGI YOK”

Mülkiyet haklarını ben söylediğim zaman çok kızıyorlar. Bu ülkedeki hiç kimsenin can ve mal güvenliği yok. Siz Türkiye’yi dış dünyaya ihbar ediyorsunuz, can ve mal güvenliği yok diyorsunuz. Evet yok. Ben var dersem can ve mal güvenliği olmayacak ki. Can ve mal güvenliğinin teminatı bağımsız yargıdır. Bağımsız yargı yok bu ülkede.

Cumhurbaşkanının sözcüsüne soruyorlar: Belediye başkanları açığa alındı. Onlar suçludur diyor. Sen hakim misin? Hayır. Ama onların cezalandırılacağını Saray adına zaten dile getiriyor. Senin sözcün aksini söylüyor zaten.

“EĞİTİM AYRILAN KAYNAKLAR ÇOK AZ”

Eğitimin ne kadar değerli olduğundan bahsettik. Ama bir sitemimi etmekten kendimi alamıyorum.  sitemi parlamentoya geldi. Bu kanun teklifini veren 5 milletvekilinin hiçbiri eğitimci değil. Ve bu teklif hükumet programında, kalkınma programında yoktu. Bir kişinin isteği doğrultusunda yaptı. Kendi çocuklarımızı denek olarak kullanan tek ülkeyiz. Bir ülkeyi geri bırakmak istiyorsanız işgal etmenize gerek yok. Eğitim sistemini bozacaksınız. Yapılan da bu. O dönem ben bu sistem parlamentodan çıkmasın diye bir sürü toplantı yaptık ama olmadı. Eğitim sistemimiz şu anda tam bir felaket. Eğitime ayrılan kaynaklar son derece düşük.

“SENDİKALAR HAK TEMELLİ ANLAYIŞIN BİLİNCİNDE DEĞİL”

Hak temelli bir anlayışa toplumu sendikalarla taşıyacağız. Peki sendikalar bunu bilincinde mi? Hayır. Ağır bir suçlama biliyorum. Ama sendikalar, Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Sözleşmesini bilmiyor. Parlamento 1974 yılında kabul etmiş. Bu sözleşme kişinin sosyal güvenliğini hak temelli koruyor. 8 sigorta dalı bu sözleşmeye dahil. 9. sigorta dalı Aile sigortası uygulanmıyor. Çünkü; vatandaş sosyal yardımları hak temelli görmesin diye yapılıyor.

Emeklilik yaşı 65’e çıktı. 60 yaşındaki kişinin işsiz kaldığını düşünelim. 10 ay işsizlik maaşından sonra devreye aile sigortası giriyor. EYT, kıyamet kopuyor. EYT’lilerin sorunu aile sigortası ile çözülecek.

Sosyal yardımların yapılmasında dikkatli olmalıyız. Sosyal yardımların ötesinde Türkiye’nin de gerçeklerini bilmemiz gerekiyor. Aylık geliri 673 liranın altında olan kişi sayısı 8 milyon 647 bin 283 kişi. Ben sizlere 1940’lı yıllardan bahsetmiyorum. 209’un Türkiye’sinden bahsediyorum.

“SENDİKALAR BUGÜNE KADAR HEP İKTİDARIN YANINDA DURDULAR”

Devlet kendisi açısından enflasyonu yüzde 22, 58 olarak belirledi. Yılbaşından sonra yüzde 22, 58 zam yapacağım diyor. O zaman asgari ücrete de en az yüzde 22,58 zam yapılması ve refahtan pay verilmesi lazım. İşçi sendikaları bunu gerçekleştirir mi? Göreceğiz. İktidarın mı yanında mı duracaklar, işçinin yanında mı duracaklar? Bugüne kadar hep iktidarın yanında durdular ve işçileri açlık sınırının altında yaşamaya mahkum ettiler.

Ekonomide dört ayaklı bir stratejiye ihtiyacımız var. Birincisi; demokrasi ve hukukun üstünlüğü. Güçler ayrılığının olduğu, yargının bağımsız olduğu, düşünce özgürlüğünün olduğu, seçilenlerin görevlerinin başında olduğu, merkezi yönetimin kayyum atayarak halkın iradesine darbe vurmadığı bir demokrasiye ihtiyacımız var. Ne ölçüde? Üyesi olmaya çalıştığımız AB standartlarında. Herkesin eline aldığında bu benim anayasam diyebileceği, darbe hukukundan arındırılmış bir anayasaya ihtiyacımız var.

“KAMUDA SAYDAMLIĞI DİKKATE ALMALIYIZ”

Belki de tarihimizde ilk kez bütün tarafların katılımıyla bir yeni anayasa sürecini başlatacağız. Kimsenin dışlanmadığı bir anayasa yapma sürecini başlatmak zorundayız.

Kamuda saydamlığı dikkate almak zorundayız. Şehir hastaneleri, havaalanları yapıyoruz diyorlar. Bir soru soruyoruz. Kaça yaptın? Eğer siyaset kurumu sade bir vatandaşın sorusuna cevap veremiyorsa orada bir yanlış var demektir. Milletin cebinden beş kuruş çıkmayacak diyorlar. Bakıyoruz, para milletin cebinden çıkıyor. Eğer siyasi ahlak yasasını çıkarırsanız önemli bir adım atmış oluruz.

İkinci adım üretim. Sadece fabrikada üretmekten bahsetmiyorum. Her alanda üretmeliyiz. Sanatta, bilimde, kültürde, tarımda her alanda tüm dünyada etkili olmalıyız. Yani devletin yumuşak gücünü artırmalıyız. Üreten değil tüketen toplum olduk. Tarımda teşvik ile başladı. Toprak ekmeyene teşvik verdik. Şimdi iki Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor. Batı’nın egemen güçlerinin 82 milyonu kim doyuracak diye kavgası var. Çünkü biz kendi karnımızı doyuramaz noktaya geldik.

Güçlü bir sosyal devlet inşa etmek zorundayız. Aksi halde toplumda huzur olmaz. Gerekirse boğazımızdan kesip eğitime kaynak ayıracağız.

Dördüncü ayak; sürdürülebilirliği sağlamaktır. Sürdürülebilirliğin ilk ölçüsü yolsuzluklar konusunda duyarlı olmalıyız. Beşinci ayak, devlette liyakatin sağlanması gerekiyor. Liyakati yok ederseniz bütün kötülüklerin kapısını aralamış olursunuz.

About The Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: