İYİ Parti’den kopmalar ve ideolojik insan

İYİ Partiden her istifa AKP’ye yarar. Bunu istifa edenler de biliyor ve esasen ilke gösterilerinin arkasında -tek adam düzenine- malzeme taşınıyor.

Saray iktidarının en çok rahatsız olduğu partinin İYİ Parti olduğunu söylemeye gerek yok. Onca tehdide, baskıya, FETÖ iftirasına rağmen Akşener hem partisini kurdu, hem de ilk seçimde yüzde 10 noktasına getirdi. İYİ Partisiz bir seçimde meclis çoğunluğu da, Belediye seçimleri de çok farklı olacak, bugün yeşeren umutların tamamı yok olacaktı.

Bugün geleceğe umutla bakılıyorsa sayın Akşener’in açtığı çığırın bunda büyük payı var. Umutların büyüyerek devam etmesi, bu kişiselleştirilmiş düzenin bitmesi isteniyorsa İYİ partinin ve yeni kurulan Gelecek partisi ile kurulacak partilerin yaşaması gerekir. Daha iyi bir Türkiye için kişisel hesaplar bir tarafa bırakılır.

İnsanlar zaman içinde görüş ve düşüncelerini değiştirebilirler. Değişime en kapalı, ön yargılara en açık insan tipi -İdeolojik İnsan- tipidir. Bir ideolojiye aklını zincirlemiş olana hakikati kolay kolay anlatamazsınız. Çünkü o olguya değil, ezberine bakar. İkna olmayı, değişmeyi ideolojisine ihanet olarak görür. Onun gerçeği kendine telkin edilen şablon fikirlerden ibarettir. İmamoğlunun HDP’lileri işe almasından rahatsızmış. Güya bununla ayrılığını milli duyarlılıklarına dayandırıyor. İyi de aday olduğun zaman sana oy veren CHP’lilerden o zaman niye rahatsız olmadın?

Siyasette tutarlılık çok şeydir, kişinin kalitesi, kalibresi orada belli olur. Fikri tutarlılık kadar ahlaki tutarlılık da önemlidir. Ahlaki tutarlılık size gösterilen saygıya, öneme layık olmanız, aynı saygı ve vefayı gösterebilmenizdir. Millet ittifakı’nın ön şartı, Balıkesir’in İYİ Partiye verilmesiydi. Bu ön şart yüzünden ittifak bozulma noktasına geldi ve  Kılıçdaroğlu, aday yaptığı arkadaşını geri çekmek zorunda kaldı. Çekmese büyük ihtimalle seçim sonuçları çok farklı olacak, tablo yüzde yüz değişecekti. Bu fedakarlığın ahlaki karşılığı bir başka partinin belediye başkanını bahane ederek firar etmek değildir. Vefanın karşılığı vefadır.

HDP’lilerin işe alınmasına gelince… Yazılarımı okuyanlar her türlü bölücülüğe karşı olduğumu, milliyetçiliğimin zekatını dağıtsam bir çok milliyetçilik gösterisi yapanın sülalesine yeteceğini bilir. Bunun bedeli de ödenmiştir. Bu açıklamayı biraz sonra yazacaklarım için yapmak zorunda kaldım. Bu ülkede herkes iş- aş sahibi olmalıdır. Buna HDP’liler de dahil. HDP sözcülerinin PKK ile aynı çizgide olduklarını, onun siyasi uzantısı gibi hareket ettiklerini bilmiyor değilim. Ama tabanını itmek, kakmak, yabancılaştırmak bu ülkenin birliğine değil, ayrışmasına hizmet eder. Akıllı devlet terör örgütlerine malzeme vermez. Akıllı milliyetçilik de insanı kaybetmeye değil, kazanmaya çalışır. İşine sadakat gösterdikçe, ülke bütünlüğüne saygı gösterdikçe, örgütlerle ilişki kurmadıkça herkes yasa önünde eşittir ve partisine bakmadan iş sahibi olma hakkına sahiptir. Böyle yapmazsak bu insanları HDP/PKK’nın tapulu malı haline getiririz. Devlet ancak suç işleyeni cezalandırmalıdır. Şunu unutmayalım, devletler toprak kaybetmez, insanı kaybeder. İnsanı kaybettiği için onun üzerinde yaşadığı toprak parçasını kaybeder. PKK ve her türlü etnik bölücülükle mücadelenin  birinci şartı, PKK propagandasına haklılık kazandıracak şekilde bu insanları itmek değil, milli bütünlüğe kazandırmaktır. İdeolojik insanın anlayamadığı budur!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: