İbrahim Kiras: “AKP’nin Kanal İstanbul inadı, parti tabanının erimesine neden oluyor”

0
Karar gazetesi yazarı İbrahim Kiras, “Kamuoyundaki hâkim görüş bu işten yalnızca proje bölgesinde arazi toplamış olan birilerinin çıkar sağlayacağı şeklindeyse ‘kim ne derse desin bu kanalı yapacağız’ ısrarı iktidar partisi tabanındaki erimeyi hızlandırmaktan başka sonuç vermez” dedi.

Karar gazetesi yazarı İbrahim Kiras, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı siyasi mücadelenin merkezine Kanal İstanbul’u almasının akıllıca bir karar olduğunu söyledi. Erdoğan’ın Kanal İstanbul’u halka anlatmakta zorlandığına dikkat çeken Kiras, AKP’nin Kanal İstanbul inadının parti tabanının erimesine neden olduğunun altını çizdi.

Karar gazetesi yazarı İbrahim Kiras’ın “İktidarın kendi kalesine golü” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Kanal İstanbul projesinin gündeme gelip tartışma konusu olması hiç değilse bugünkü süreçte iktidarın lehine bir gelişme değil. Fantezi olarak kalması gereken bir projenin realize edilmesine yönelik somut adımlar atılacağı “izlenimi vermek” siyaseten doğru olmasa gerek. Böylesi bir projenin kamu yararı taşıyıp taşımadığı konusu zaten umursanmadığı için “siyaseten doğruluk” kriteri gündeme geliyor ama iktidar cephesinin çoktandır siyasi rasyonaliteden uzaklaşmış olması “siyaseten doğru” kavramını da zihninden uzaklaştırdığı için bu konuda ısrara hacet yok. İktidarın siyasi tercihlerinde rasyonalitenin yeri olsaydı özellikle son beş altı sene içinde kutuplaştırıcı siyasetin geleceğinin olmadığı uyarısı yapanları da, başkanlık sisteminin yanlışlığını anlatanları da, İstanbul seçimini iptal etmesinin sakıncalarına dikkat çekenleri de dinlemesi gerekirdi. Bütün bu konularda doğru-yanlış, haklı-haksız gibi ahlaki kriterleri bırakın, “senin için yanlış”, “senin için zararlı” gibi kendi çıkarını gözeten uyarılara bile kulak vermedi iktidar. Dolayısıyla Kanal İstanbul konusundaki siyasetinin -ülke için oluşturacağı riskler bir yana- kendi geleceği için ifade ettiği tehdidi de görmezden geliyor olması şaşırtıcı değil.

Bu noktada, bilhassa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın meydan okumasına cevap verme zorunluğu hissetmesi iktidarı zora sokmuş görünüyor. Çünkü rakibinin belirlediği şartlarda ve zeminde gerçekleşecek bir müsabakayı kazanması kolay olmayacak.

İmamoğlu akıllıca bir taktikle Kanal İstanbul konusunu Erdoğan’a karşı siyasi mücadelenin çıpası olarak belirlemiş görünüyor. Erdoğan’ın birçok sebepten dolayı kamuoyu desteğini arkasına almasının zor olduğu bir alanda gerçekleşecek mücadelenin sonucu 23 Haziran’dakinden çok daha ağır olabilir. Ama durum öyle bir noktaya geldi ki iktidar cephesi bu konuda geri adım atsa bile bu da yine rakibinin kazancı olacak. Yapılması gereken şey bu projenin ısıtılması girişimine hiç başlamamak, İmamoğlu itirazlarını dile getirince belki “şimdilik düşünmüyoruz” gibi bir cevapla konuyu kapatmak olmalıydı. Ama rasyonalitenin bağlarından azade bir siyaset söz konusu olunca böyle olmuyor.

İktidarı bu yanlışlara sevk eden galiba aşırı özgüveni. “Halka güzelce anlatırız, ikna olurlar” diye bakıyor her meseleye. Oysa halkın geçmişte “güzelce anlatılınca ikna olduğu” konularla şimdiki konular çok farklı.

Her yıl milyarlarca dolar bütçe fazlası olan bir körfez şeyhliğinin denizin ortasına yapay bir ada kondurması türünden projeler herhâlde ekonomik sıkıntıları her geçen gün artan, işsizlik problemiyle başa çıkmakta zorlanan bir ülkede pek hoş karşılanmaz. Bu bir yana söz konusu proje gerçekleştiği takdirde ortaya çıkması -muhtemel değil- kesin olan çevresel etkileri ve hepimizin hayatına dokunacak sonuçları insanların çoğu görebiliyor. Bunun yanında, kamuoyundaki hâkim görüş bu işten yalnızca proje bölgesinde arazi toplamış olan birilerinin çıkar sağlayacağı şeklindeyse “kim ne derse desin bu kanalı yapacağız” ısrarı iktidar partisi tabanındaki erimeyi hızlandırmaktan başka sonuç vermez.

Aslına bakarsanız hayata geçirilmesi bugünkü şartlarda maddi olarak imkânsız görünen böyle bir projenin siyasi iddia veya siyasi inat konusu olması akıl işi değil. Diyelim ki her şeye rağmen bu projeyi sonuçlandırdınız… Her şeyi kaybederek kazanılan bir zafer olur mu?”

About The Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: